GOOGLE REKLAMLARI
->
2000 yılında enflasyonu düşürmek ve ekonomide büyüme ortamını yeniden sağlamak amacıyla yeni bir ekonomik program benimsenmiştir. Bankalar da faizlerin düşeceği beklentisiyle kamu borçlanma senetlerine yatırım yapmış, kredilerin payını artırmış, açık pozisyonlarını büyütmüşlerdir. Ancak, ekonomik program bekleneni verememiş, 2000 Kasım ve 2001 Şubat aylarında yaşanan ekonomik olumsuzluklar yeni bir kriz ortamı yaratmıştır. Bankacılık sektörü bu krizden çok olumsuz etkilenmiştir. Bir çok bankaya TMSF tarafından el konulmuştur.
Bankacılık sektörünün daha iyi denetlenmesi, bankaların uluslar arası ölçekte faaliyet gösterebilmesini sağlamak amacıyla 2000 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu faaliyete geçmiştir. Krizden sonra, ekonomiyi yeniden yapılandırma çalışmaları çerçevesinde Bankacılık Sektörünü Yeniden Yapılandırma Programı uygulamaya konulmuştur.
1999 yılı sonunda Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı ve sürdürülemez boyutlara ulaşan makroekonomik dengesizlikleri aşmak amacıyla, 2000 yılı başında orta vadeli ve kapsamlı bir makroekonomik program hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Bu programın temel amaçları; üç yıllık bir dönem sonunda enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, kamu finansman dengesini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak ve ekonomide sürdürülebilir bir büyüme ortamını tesis etmek olarak belirlenmiştir.
2000 yılında enflasyonu düşürmek ve ekonomide büyüme ortamını yeniden sağlamak amacıyla uygulamaya konulan program çerçevesinde bankacılık sektörü politikalarını belirlemiştir. Faizlerin düşeceği beklentisi ile aktifler içinde kredilerin payı artırılmış, kamu borçlanma senetlerine yapılan yatırımlar artırılmıştır. Diğer taraftan sabit kur sisteminin devam edeceği düşüncesiyle, yabancı para cinsinden kaynak toplamak, TL. cinsinden kaynak toplamaya göre daha cazip hale gelmiştir. Aktif ve pasif yapıdaki bu gelişmeler sonucunda 2000 yılında bankacılık kesiminin likidite, faiz ve kur risklerine karşı duyarlılığı daha da artmıştır.
Türkiye ekonomisi, 2001 yılına Kasım 2000′de yaşanan kriz sonucunda risklerin ve kırılganlığın arttığı bir ortamda girmiştir. 2001 yılı Ocak ve Şubat aylarında, faiz oranları ile enflasyon ve kur hedefleri arasındaki uyumsuzluk ve kamu borç stokunun sürdürülebilirliğine yönelik endişeler, söz konusu kırılganlığı daha da artırmıştır. Böyle bir ortamda, Hazine borçlanma ihalesi öncesinde yaşanan olumsuz gelişmeler, uygulanmakta olana programa ve kur çapasına olan güvenin tamamen kaybolmasına neden olmuş ve döviz talebi önemli ölçüde yükselmiştir. Merkez Bankası, yüksek seviyedeki döviz talebine karşı öncelikle likiditeyi kontrol etmeye çalışmış, ancak ortaya çıkan likidite sıkışıklığı ve yüksek faiz oranları, özellikle kamu bankalarının aşırı düzeydeki günlük borçlanma ihtiyaçları nedeniyle, ödemeler sisteminin kilitlenmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler sonucunda 22 Şubat 2001 tarihinde uygulanmakta olan döviz kuru sistemi terk edilerek, Türk Lirası dalgalanmaya bırakılmıştır.
2000 yılı Kasım ve 2001 yılı Şubat ayında yaşanan krizler bankacılık sektörünü farklı kanallardan ve önemli ölçüde etkilemiştir. Krizler sonucu önemli oranda yükselen faiz oranları, vade uyumsuzluğu olan bankaların fonlama zararlarını artırırken, portföylerinde bulundurdukları menkul kıymetlerin de değer yitirmesine yol açmıştır. 2001 yılı Şubat ayında dalgalı kur sistemine geçilmesinin ardından TL’nın yabancı paralar karşısında değer kaybetmesine bağlı olarak, yüksek açık pozisyonla çalışan bankalar önemli boyutta kambiyo zararı ile karşı karşıya kalmıştır. Diğer yandan, ekonomik aktivitenin keskin bir biçimde daralması, takipteki alacakların yükselmesine neden olmuştur.
Yaşanan krizler, bankacılık sektöründeki yapısal sorunların çözümüne yönelik kapsamlı bir programın daha fazla ertelenemez olduğunu ortaya koymuştur. Bu çerçevede hazırlanan “Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı” 15 Mayıs 2001′de uygulamaya konulmuştur. Türkiye’deki bankacılık sistemine ilişkin tüm işlem ve faaliyetlerin denetleme ve düzenlemesinden sorumlu olmak üzere kurulan BDDK 31 Ağustos 2000 tarihinde faaliyete geçmiştir. BDDK, faaliyete geçtikten sonra, 2000 yılı içerisinde Bank Kapital, Etibank ve Demirbank’a da TMSF tarafından el konulmuş ve bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması amacıyla bir program hazırlanmıştır. (Programın ayrıntılarına daha sonra değineceğiz.) Bu ortamda, 2001 yılında Ulusal Bank, İktisat Bankası, Sitebank, Kentbank, Tarişbank, Bayındırbank, EGS Bank, Toprakbank TMSF kapsamına alınmıştır. Kamu bankası statüsünde olan Emlak Bankası ise tüm aktif ve pasifleri ile Ziraat Bankası’na devredilmiştir. 2002 yılında el konulan Pamukbank Halk Bankası ile birleştirilmiş, 2003 yılında İmar Bankası’nın bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmıştır.
TMSF’ye Devredilen Bankaların Durumu ise aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
|
Banka
|
Devir
Tarihi
|
Mevcut Durumu
|
| Türk Ticaret Bankası |
1997
|
2002 yılında yapılan Genel Kurul’da tasfiye kararı alınmış, halen tasfiye halindedir. |
| Bank Expres |
1998
|
2001 yılında Tefken grubuna satılmıştır. Tekfenbank ile birleştirilmiş, faaliyetlerine Tekfenbank olarak devam etmektedir. |
| Interbank |
1999
|
2001 yılında Etibank ile birleştirilmiştir. |
| Esbank |
1999
|
2001 yılında Etibank ile birleştirilmiştir. |
| Egebank |
1999
|
2001 yılında Sümerbank ile birleştirilmiştir. |
| Yurtbank |
1999
|
2001 yılında Sümerbank ile birleştirilmiştir. |
| Yaşarbank |
1999
|
2001 yılında Sümerbank ile birleştirilmiştir. |
| Sümerbank |
1999
|
2001 yılında Oyakbank’a satılmış, faaliyetlerine Oyakbank olarak devam etmektedir (Sümerbank bünyesinde Egebank, Yurtbank, Yaşarbank, Bank Kapital, Ulusal Bank yer almaktaydı). |
| Bank Kapital |
2000
|
2001 yılında Sümerbank ile birleştirilmiştir. |
| Etibank |
2000
|
2002 yılında Bayındırbank ile birleştirilmiştir (Etibank bünyesinde Interbank, Esbank yer alıyordu). |
| Demirbank |
2000
|
2001 yılında HSBC Bankası’na satılmış, faaliyetlerine HSBC Bank olarak devam etmektedir. |
| Kıbrıs Kredi Bankası |
2000
|
Tasfiye çalışmaları devam etmektedir. |
| Ulusal Bank |
2001
|
2001 yılında Sümerbank ile birleştirilmiştir. |
| İktisat Bankası |
2001
|
2002 yılında Bayındırbank ile birleştirilmiştir. |
| Sitebank |
2001
|
2001 yılında Novabank’a satılmış, faaliyetlerine Bank Europa olarak devam etmektedir. |
| Kentbank |
2001
|
2002 yılında Bayındırbank ile birleştirilmiştir. |
| Tarişbank |
2001
|
2002 yılında Denizbank’a satılmış, faaliyetlerine Denizbank olarak devam etmektedir. |
| EGS Bank |
2001
|
2002 yılında Bayındırbank ile birleştirilmiştir. |
| Toprakbank |
2001
|
2002 yılında Bayındırbank ile birleştirilmiştir. |
| Bayındırbank |
2001
|
Bayındırbank’ın unvanı 2005 yılında Birleşik Fon Bankası olarak değiştirilmiştir (Bayındırbank bünyesinde birleştirilmiş Etibank, İktisat Bankası, Kentbank, EGS Bank, Toprakbank yer almaktaydı). |
| Pamukbank |
2002
|
2004 yılında Halk Bankası ile birleştirilmiştir. |
| İmar Bankası |
2003
|
2003 Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat toplama izni iptal edilmiştir. Bankanın iflası istemiyle dava açılmıştır. |
Özel sermayeli bankalardan Ak Uluslararası Bankası AŞ 2005 yılında Akbank ile, Fiba Bank 2003 yılında Finansbank ile, 2001 yılında Körfezbank ve Osmanlı Bankası ise Garanti Bankası bünyesinde birleştirilmiştir. 2005 yılında Dışbank Fortis Bank’a satılmıştır.
akbank, Bank-Expres, Bank-Kapital, Bayındırbank, Demirbank, Dışbank, Egebank, EGS Bank, Esbank, etibank, Fiba Bank, Finansbank, Fortis Bank, garanti-bankası, İktisat Bankası, İmar Bankası, Interbank, Kentbank, kıbrıs-kredi-bankası, Körfezbank, Osmanlı Bankası, pamukbank, Sitebank, sümerbank, Tarişbank, Toprakbank, Türk-Ticaret-Bankası, Ulusal Bank, Yaşarbank, Yurtbank
GOOGLE REKLAMLARI
->
1945-1959 döneminin bankacılık sistemi açısından belirleyici özelliği özel bankaların hızlı bir gelişme göstermesi, şube bankacılığının yaygınlaşması ve değişik ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni türde kredi kurumlarının oluşturulmasıdır. Bu dönemde:
- Reeskont oranı düşürülmüş,
- Köylünün kredi imkanları artırılmış,
- Bankacılığın bir yatırım alanı olarak cazibesi artmış,
- Şube bankacılığı yaygınlaşmış, bu durum yerel bankaların tasfiyesini hızlandırmış,
- Devletin finansman ihtiyacı Merkez Bankası kaynaklarından karşılanmış, emisyon arttığından enflasyon artmaya başlamıştır.
Bu dönemde devlet eliyle veya özel kanunlarla kurulan bankalar:
1952 – Denizcilik Bankası
1954 – T. Vakıflar Bankası
1958 – T. Öğretmenler Bankası
Bu dönemde kurulan özel bankalar:
1944 – Yapı ve Kredi Bankası
1946 – Garanti Bankası
1948 – Akbank
1955 – Pamukbank
1945-1959 döneminin en önemli özelliği sanayileşme stratejisi olarak iktisadi devletçiliğin yerini özel sektörün desteklenmesi ile ekonomik kalkınmanın hızlandırılması politikasının almasıdır. Özel kesimin güçlenmesi ve sanayileşme politikasında meydana gelen değişiklik, etkisini bankacılık sektörü üzerinde de göstermiş, bu dönem, özel bankacılığın geliştiği bir dönem olmuştur.
Bu dönemde, özel kesime sağlanacak kredileri teşvik etmek için reeskont haddi düşürülmüş, Ziraat Bankası aracılığıyla köylünün kredi imkanları artırılmıştır. Hazinenin ve bazı İktisadi Devlet Teşekküllerinin artan finansman ihtiyacı ise ağırlıklı bir şekilde Merkez Bankası kaynaklarından karşılandığından, emisyon hacmi sürekli genişlemiştir. Ucuz para politikasının uygulandığı, yatırımların ve ekonomide verimliliğin arttığı, ticaretin geliştiği böyle bir ortamda bankacılığın bir yatırım alanı olarak cazibesi de artmıştır. Bu dönemde özel bankaların hızlı bir gelişme gösterdiği ve 1950-1960 yılları arasında üçü özel kanunlarla olmak üzere 24 yeni banka kurulduğu görülmektedir.
1944-1960 yılları arasında kurulan, bankalararası birleşmeler dahil, toplam 30 yeni bankanı sadece üçü (Denizcilik Bankası, T. Vakıflar Bankası ve T. Öğretmenler Bankası) devlet eliyle ve özel kanunlarla kurulmuştur. Yapı ve Kredi Bankası (1944), Garanti Bankası (1946), Akbank (1948), Pamukbank (1955) ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (1950) bu dönemde kurulmuştur. Aynı dönemde bankaların şube sayılarında da yaklaşık 4 katına ulaşan bir artış olmuş, 1944 yılında 405 olan banka şube sayısı 1959 yılı sonunda 1759′a yükselmiştir. Bu dönemde, faiz oranları ve bankacılık işlemlerinden alınacak komisyon oranlarının hükümetçe belirlenmesi ve dövize dayalı işlem yapma yetkisinin sadece Merkez Bankası’nda bulunmasının da etkisiyle, şube bankacılığına ve mevduat toplamaya dayalı bir rekabet önem kazanmıştır. Şube bankacılığının yaygınlaşması, yerel bankaların tasfiyesi sürecini hızlandırmıştır.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, savaş sonrası batı ülkeleri ile yakın ekonomik ve politik ilişkilere girildiği ve yabancı ülkelerden ve uluslararası finans kuruluşlarından kredi alma olanaklarının arttığı bir ortamda kurulmuştur. Banka, 1925 yılında kurulan fakat uzun ömürlü olamayan Türkiye Sınai ve Maadin Bankası denemesi bir yana bırakılacak olursa, ülkemizde kurulan ilk kalkınma bankasıdır. Hükümetlerin Merkez Bankası kaynaklarına başvurma politikasının bir sonucu olarak bozulan ekonomik dengeler kendini 1953′ten sonra hızlı enflasyon, dış ticaret açıkları ve artan dış borçlar olarak göstermiştir. Döviz yetersizliği nedeniyle ithalatın güçlükle yapılabilmesi ve ithal girdi gereksinimlerini karşılayamayan fabrikaların eksik kapasite ile çalışmaya başlaması, Türk Lirasının devalüe edilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.
1958 yılında açıklanan İstikrar Programı’nın bir parçası olarak dolar 2,8 liradan 9 liraya yükseltilmiştir. Programın desteklenmesi amacıyla Avrupa ülkelerinden dış kredi de sağlanmış olmasına rağmen kamu harcamalarında kısıntıya gidilmesinin başarılamaması ve Merkez Bankası kaynaklarına başvurulmasına devam edilmesi, enflasyonun 1959 yılında da artarak devam etmesine neden olmuştur. Ekonomide yaşanan bu olumsuzluklar II. Dünya Savaşı’ndan sonra kuvvetlenen “planlı kalkınma” düşüncesini canlandırmaya başlarken bankacılık sistemi de 1950′lerin son yıllarında tekrar bir sarsıntı dönemine girmiştir.
akbank, garanti-bankası, özel-bankalar, pamukbank, turkiye-sınai-kalkınma-bankası, türkiye-vakıflar-bankası, yapı-ve-kredi-bankası, ziraat-bankası
Son Yorumlar