Cumhuriyet Öncesi Dönemde Bankacılığın Gelişimi

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, devletin bütçe açıklarını kapatmak amacıyla, 1840 yılında Kaime adı verilen ilk kağıt para tedavüle çıkarılmıştır. Bütçe açıklarını kapatmada kullanılan bu paranın emisyonu kısa sürede büyük artış göstermiş, dış ticarette de sürekli açık verilmesinin de etkisiyle, Kaimenin yabancı paralar karşısında değerindeki önemli düşüşler nedeniyle ithalatın finansmanı için dış piyasalardan kaynak bulmak zorlaşmıştır.

Hükümet, Kaimenin dış dengesini korumak için arayışlara girişmiş, Galata Bankerlerinin de teşvikiyle bir bankanın kurulmasına karar verilmiştir. Böylece, 1847 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk bankası olan İstanbul Bankası (Bank-ı Dersaadet) kurulmuştur. Ancak, 1848′de Fransa’daki devrim hareketinden sonra, Osmanlı Devleti’nin dış ticaret hacmindeki daralmaya bağlı olarak ekonomik olumsuzlukların artması, İstanbul Bankası’nın Hükümet’e verdiği kredileri tahsil edememesine yol açmıştır. Sonunda 1852 yılında faaliyetlerini durdurmuştur.

1609- Amsterdam Bankası
1637- Venedik Bankası
1694- İngiltere Merkez Bankası
1939- Tanzimat
1847- İstanbul Bankası
1863- Osmanlı Bankası
1863- Memleket Sandıkları
1883- Menafi Sandıkları
1888- Ziraat Bankası

1840 – Kaime adı verilen ilk kağıt para tedavüle çıkarılmıştır.
1847 – Osmanlı İmparatorluğunun ilk bankası olan İstanbul Bankası kurulmuştur.
1852 – İstanbul Bankası faaliyetlerini durdurmuştur.
1856 – İngiliz sermayesi ile Otoman Bank kurulmuştur.
1863 – Fransız sermayesinin de katılımıyla Ottoman Bank, Bank-ı Osmani-i Şahane adını almış, bankaya Merkez Bankası yetkisi verilmiştir.
1863 – Çiftçilerin oluşturduğu kaynakla, Mithat Paşa öncülüğünde, devlet eliyle ve devlet
himayesinde kurulan “Memleket Sandıkları” milli bankacılığın ilk örneği olmuştur.
1868 – İstanbul Emniyet Sandığı kurulmuştur. 1984 yılında tümüyle Ziraat Bankası’na
katılmıştır.
1875 – Bank-i Osmani-i Şahane İmparatorluğun hazinedarı konumuna getirilmiştir.
1883 – Memleket Sandıkları yeniden düzenlenerek “Menafi Sandıkları” adını almıştır.
1888 – Ziraat Bankası kurularak, Menafi Sandıkları bu bankaya devredilmiştir.

Özellikle, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra Devletin finansman ihtiyacının artması, borçlanma gerekliliği yeni bir banka kurulmasını gündeme getirmiştir. Bu amaçla 1856 yılında İngiliz sermayesi ile Osmanlı Bankası (Ottoman Bank) kurulmuştur. Ottoman Bank’ın sermayesi 1863 yılında Fransız sermayedarlarının da katılımıyla artırılarak ismi Bank-ı Osmani-i Şahane olarak değiştirilmiştir.

Osmanlı Bankası’nı Osmanlı İmparatorluğu’nda faaliyet göstermiş diğer yabancı bankalardan ayıran en önemli özellik, bankaya 1863 Anlaşması ile 30 yıl süre ile para basma ayrıcalığının tanınmış olmasıdır. Osmanlı Bankası’na yine aynı dönemde Batı Avrupa ülkelerinde kurulmasına başlanan Merkez Bankalarının yetkilerinin tanınmasının, bankanın bu işleri gerçekleştirmesine yardımcı olacağı düşüncesi, para basma ayrıcalığının verilmesinin en önemli nedenidir. 1875 yılında Avusturya sermayesi de dahil edilerek, sermayesi artırılan Osmanlı Bankası’na verilen imtiyazların hem süresi uzatılmış hem de imtiyazların kapsamı genişletilmiştir. Banka’ya, Osmanlı Devleti’nin her yerinde Hazine işlemlerini yapma yetkisi verilmiştir. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına kadar imtiyazlı konumunu sürdüren Banka, 1930 yılında TCMB’nin kurulması ile bütün imtiyazlarını kaybetmiştir.

Dikkat

Osmanlı Bankası ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına kadar kurulan diğer yabancı sermayeli bankaların ana faaliyet alanı Osmanlı Hazinesi için iç ve dış borç bulunması ve bunların ödenmesi ile ilgili işlerle uğraşmak olmuş ve bu nedenle Osmanlı dönemi bankacılığı için “borçlanma bankacılığı” nitelendirmesi yapılmıştır.

(Osmanlı Bankası ile ilgili ayrıntılı bilgileri edinmek için www. obarsiv. com sitesini ziyaret edebilirsiniz.)

1875 yılından 1922′ye kadar yabancı sermaye ile 7 banka kurulmuş, 18 yabancı banka da Osmanlı topraklarında şube açmıştır. Bu yabancı sermayeli bankalar Hazine’ye borç vermek, ülkede faaliyette bulunan yabancı firma ve tüccarları finanse etmek, ulaşım ve madencilik sektörlerine yatırım yapmak ve yabancı sermayenin bu sektörlere yönelmesinde aracılık etmek gibi faaliyetlerde bulunmuştur. Bu dönemde faaliyet gösteren bankaların Osmanlı Devleti’ne kredi sağlamakla birlikte kendi ülkelerinin çıkarlarına çalışmaları, faaliyetlerini ülkelerinin en fazla ilgi duyduğu sektör ve bölgelerde yoğunlaştırmaları ise dikkat çekici bir konudur. 1856-1923 yılları arasında kurulan bankalarda yabancı sermayeli bankalar çoğunlukta olmakla birlikte, 1908 yılında 2. Meşrutiyet’in ilanı ve milliyetçilik eğilimlerinin artması ile birlikte ulusal sermaye ile pek çoğu yerel ve tek şubeden oluşan bankaların kurulması süreci başlamış, bu süreç 1911 yılında 1. Dünya Savaşı’nın çıkışıyla hızlanmıştır.

Ulusal bankacılık hareketinin ortaya çıkmasındaki temel neden, ülke içinde birikmekte olan sermayeyi yabancı ve azınlık bankalarının elinden kurtarmak ve bu sermayeyi ulusal ticareti geliştirmek amacıyla kullanmaktır. Kurulan ulusal bankaların kredileme uğraşları daha çok ticari kredi, esnaf kredisi, tarımsal kredi, emlak kredisi ve tüketim kredisi biçiminde olmuştur. Bu bankaların pek çoğunun kurucuları, Avrupa’ya hammadde ihraç eden veya bu ülkelerden sanayi ürünü ithal eden tüccar ve çiftçilerdir.

Ulusal bankacılığın gelişiminde ilk adım, 1863 yılında Niş Valisi Mithat Paşa önderliğinde kurulan Memleket Sandıkları’nın kuruluşu ile atılmıştır. Memleket Sandıkları çeşitli düzenlemelerden sonra Menafi Sandıkları adını almıştır. Menafi Sandıkları’ndan beklenen başarı sağlanamayınca 1888 yılında tarımsal kredilendirmeyi devlet denetimine alacak olan Ziraat Bankası, ilk devlet bankası sıfatıyla 10 milyon Lira sermaye ile kurulmuştur.

Osmanlı Devleti döneminde kurulan ve faaliyetlerini Cumhuriyet döneminde de devam ettiren ulusal kredi kurumlarının en önemlilerinden bir diğeri İstanbul Emniyet Sandığı’dır. Memleket Sandıkları’nı kurarak Ziraat Bankası’nın çekirdeğini oluşturan Mithat Paşa, halkın küçük tasarruflarını değerlendirmek ve tasarruf alışkanlığını yaygınlaştırmak amacıyla 1868 yılında İstanbul Emniyet Sandığı’nın kurulmasına da ön ayak olmuştur. Sermayesiz olarak kurulmuş olan Sandık halkın elindeki küçük ve dağınık tasarrufları devletin kefaleti altında bir araya getirerek ihtiyaç sahiplerine kredi olarak vermek görevini üstlenmişti. 1907 yılında bazı faaliyetleri Ziraat Bankası’na bağlanan Sandık 1984 yılında tümüyle Ziraat Bankası’na katılmış ve tüzel kişiliğini yitirmiştir.


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 6 Mayıs 2009

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın