Özel Bankaların Geliştiği Dönem (1945-1959)

1945-1959 döneminin bankacılık sistemi açısından belirleyici özelliği özel bankaların hızlı bir gelişme göstermesi, şube bankacılığının yaygınlaşması ve değişik ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni türde kredi kurumlarının oluşturulmasıdır. Bu dönemde:

– Reeskont oranı düşürülmüş,
– Köylünün kredi imkanları artırılmış,
– Bankacılığın bir yatırım alanı olarak cazibesi artmış,
– Şube bankacılığı yaygınlaşmış, bu durum yerel bankaların tasfiyesini hızlandırmış,
– Devletin finansman ihtiyacı Merkez Bankası kaynaklarından karşılanmış, emisyon arttığından enflasyon artmaya başlamıştır.

Bu dönemde devlet eliyle veya özel kanunlarla kurulan bankalar:

1952 – Denizcilik Bankası
1954 – T. Vakıflar Bankası
1958 – T. Öğretmenler Bankası

Bu dönemde kurulan özel bankalar:

1944 – Yapı ve Kredi Bankası
1946 – Garanti Bankası
1948 – Akbank
1955 – Pamukbank

1945-1959 döneminin en önemli özelliği sanayileşme stratejisi olarak iktisadi devletçiliğin yerini özel sektörün desteklenmesi ile ekonomik kalkınmanın hızlandırılması politikasının almasıdır. Özel kesimin güçlenmesi ve sanayileşme politikasında meydana gelen değişiklik, etkisini bankacılık sektörü üzerinde de göstermiş, bu dönem, özel bankacılığın geliştiği bir dönem olmuştur.

Bu dönemde, özel kesime sağlanacak kredileri teşvik etmek için reeskont haddi düşürülmüş, Ziraat Bankası aracılığıyla köylünün kredi imkanları artırılmıştır. Hazinenin ve bazı İktisadi Devlet Teşekküllerinin artan finansman ihtiyacı ise ağırlıklı bir şekilde Merkez Bankası kaynaklarından karşılandığından, emisyon hacmi sürekli genişlemiştir. Ucuz para politikasının uygulandığı, yatırımların ve ekonomide verimliliğin arttığı, ticaretin geliştiği böyle bir ortamda bankacılığın bir yatırım alanı olarak cazibesi de artmıştır. Bu dönemde özel bankaların hızlı bir gelişme gösterdiği ve 1950-1960 yılları arasında üçü özel kanunlarla olmak üzere 24 yeni banka kurulduğu görülmektedir.

1944-1960 yılları arasında kurulan, bankalararası birleşmeler dahil, toplam 30 yeni bankanı sadece üçü (Denizcilik Bankası, T. Vakıflar Bankası ve T. Öğretmenler Bankası) devlet eliyle ve özel kanunlarla kurulmuştur. Yapı ve Kredi Bankası (1944), Garanti Bankası (1946), Akbank (1948), Pamukbank (1955) ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (1950) bu dönemde kurulmuştur. Aynı dönemde bankaların şube sayılarında da yaklaşık 4 katına ulaşan bir artış olmuş, 1944 yılında 405 olan banka şube sayısı 1959 yılı sonunda 1759′a yükselmiştir. Bu dönemde, faiz oranları ve bankacılık işlemlerinden alınacak komisyon oranlarının hükümetçe belirlenmesi ve dövize dayalı işlem yapma yetkisinin sadece Merkez Bankası’nda bulunmasının da etkisiyle, şube bankacılığına ve mevduat toplamaya dayalı bir rekabet önem kazanmıştır. Şube bankacılığının yaygınlaşması, yerel bankaların tasfiyesi sürecini hızlandırmıştır.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, savaş sonrası batı ülkeleri ile yakın ekonomik ve politik ilişkilere girildiği ve yabancı ülkelerden ve uluslararası finans kuruluşlarından kredi alma olanaklarının arttığı bir ortamda kurulmuştur. Banka, 1925 yılında kurulan fakat uzun ömürlü olamayan Türkiye Sınai ve Maadin Bankası denemesi bir yana bırakılacak olursa, ülkemizde kurulan ilk kalkınma bankasıdır. Hükümetlerin Merkez Bankası kaynaklarına başvurma politikasının bir sonucu olarak bozulan ekonomik dengeler kendini 1953′ten sonra hızlı enflasyon, dış ticaret açıkları ve artan dış borçlar olarak göstermiştir. Döviz yetersizliği nedeniyle ithalatın güçlükle yapılabilmesi ve ithal girdi gereksinimlerini karşılayamayan fabrikaların eksik kapasite ile çalışmaya başlaması, Türk Lirasının devalüe edilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

1958 yılında açıklanan İstikrar Programı’nın bir parçası olarak dolar 2,8 liradan 9 liraya yükseltilmiştir. Programın desteklenmesi amacıyla Avrupa ülkelerinden dış kredi de sağlanmış olmasına rağmen kamu harcamalarında kısıntıya gidilmesinin başarılamaması ve Merkez Bankası kaynaklarına başvurulmasına devam edilmesi, enflasyonun 1959 yılında da artarak devam etmesine neden olmuştur. Ekonomide yaşanan bu olumsuzluklar II. Dünya Savaşı’ndan sonra kuvvetlenen “planlı kalkınma” düşüncesini canlandırmaya başlarken bankacılık sistemi de 1950′lerin son yıllarında tekrar bir sarsıntı dönemine girmiştir.


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 6 Mayıs 2009

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın